Görüntülenme: 351

ÜSKÜP GEZİLECEK YERLER


Balkanlar'da Bizden Bir Yerler

Bugüne kadar hep Balkanlar'dan gelen soğuk havanın esiri olduk. Neymiş bu soğuklar deyip yola düştüm bir bayram sabahında. Balkanlar'ın şirin ülkesi Makedonya'dayım. Rotam Osmanlı mirasının yoğun olarak hissedildiği başkent Üsküp, Makedonların deyimiyle Skopje...

İstanbul’dan THY ve Pegasus'un düzenli seferleri mevcut. Yaklaşık 1 saat 20 dk süren bir yolculukla ulaşılıyor. Fakat ben Kosova'ya sonra karayoluyla Üsküp'e geçtim. Şehri gezmeye Makedonların buluşma noktası olan meydandan başlamak en güzeli. Taşköprü'ye çıkıp bir sağa bir sola baktım dakikalarca… Herşey bir rüya gibi.. Bir tarafta Osmanlı'nın şehre kazandırdığı eserler, diğer tarafta devasa heykelleriyle modern Üsküp. Müslüman ve Ortodoks Hristiyanların bir arada yaşama güzellemesinin ilk şahitliği tam bu noktada yaşanıyor.

Çevrede gözünüze çarpacak diğer bir şey ise Büyük İskender'in at üzerindeki 33 metrelik anıtı olacaktır. Devasa bir anıt. İtalya'da yapılarak buraya getirilmiş. Şehrin kalbi diyebileceğim yer burası. Birçok kafe, bar ve restoranlar meydanı çevreliyor. Yine yakınlarda eski tren istasyonu var fakat müzeye dönüştürülmüş ve  görülmesi gereken yerler arasında. Meydana 10 dk yürüyüş mesafesinde Rahibe Terasa Anı Evi'ni görmeye gittim. Gelen ziyaretçilere içeride Rahibe Terasa'nın yaşamı anlatılıyor, fotoğraflarla desteklenmiş. Ayrıca Rahibe Terasa'nın kişisel eşyaları da sergilenmekte.

Kısa ziyaretin ardından meydana dönerek Taş Köprü'yü fotoğraflamak istedim. Osmanlı Dönemi eserlerinden olan olan köprü, 214 metre uzunluğunda ve 6 metre genişliğinde. 13 kemer gözü ve 12 kemeri var. Varna Nehri ve çevre dokusuyla müthiş bir şekilde bütünleşmiş. Ana meydan ve eski çarşıyı birbirine bağlıyor. Nehrin güzel panoraması eşliğinde Müslümanların yaşadığı bölge olarak tabir edilen çarşı tarafına geçtim. Osmanlı'nın 500 yılı aşkın süren hakimiyeti burada kendini iyice gösteriyor. Gittiği her yere medeniyeti de götüren ecdat, Üsküp'te köprüler, hanlar, hamamlar, camiler ve evler inşa ederek bu geleneğini sürdürmüş. Hatta diğer dinlere olan hoşgörüsünden ötürü kiliseler de yaptırmış. Fakat Osmanlı'nın gösterdiği o hoşgörü, şehre kazandırılan birçok esere gösterilmemiş. Bunu ayakta kalmayı başarabilen eser sayısından anlamak mümkün.

Vakit öğleydi ve acıkmaya başladım. Birşeyler yedikten sonra geziye devam etmenin daha iyi olacağı kaçınılmazdı. Hadi bakalım Makedon lezzetlerine yelken açma zamanı diyerek çarşı içerisinde mekanları didik didik etmeye başladım. Gözüme kestirdiğim bir yere oturdum. Siparişim tabiki meşhur köftesi oldu. Yanında da yine oraya has güveçte kuru fasulye istedim. Kısa bir süre sonra gelen menüyü fazla bekletme şansım yoktu. Güveçte kuru fasulye nefis, köfteler ise damak tadımda bambaşka izler bıraktı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Üsküp'te kendinizi yemeğe yabancı hissetmezsiniz. Hemen hemen yer yerde Türk kültürünün bir simgesi olan köfteciler ve ızgara restoranları gözünüze çarpar. Et fiyatları oldukça düşük ve bu da menülere yansıyor. Çok cüzi fiyata mükemmel bir ziyafet çekebilirsiniz. Makedon usulü hamur işleri oldukça yaygın. Börek ve kurabiye dükkanlarından leziz ara öğün atıştırmalık yapılabilir. Bunun için çarşı olarak bilinen Müslümanların olduğu bölgeye gitmelisiniz. İskender anıtı civarında da birçok kafe mevcut. Tatil dönüşü evin yolunu tutarken satın alacağınız ev yapımı reçeller ve pekmezler sofranızı taçlandıran lezzetli bir tatil hatırası olur.

Yemek sonrası vazgeçilmezim çaydır. Hafif yağan yağmur eşliğinde adımlarken çarşı sokaklarında, wireless var yazısını gördüğüm şirin bir çay ocağına girdim. Kapı önündeki tabureye oturarak çay gelinceye kadar meraklı bakışlarla insanları, hareketliliği, etrafı seyre daldım. Türkçe konuşmalara kulak misafiri olunca Türkiye'den gelen tatilcilerle merhabalaşarak tanıştım ve güzel bir çay sohbeti yaptık. Bu arada çayın yanında limon geliyor. Üsküp'te adetmiş, böyle ikram ediliyormuş.

Vakit tamam gezilecek çok yer var diyerek koyuldum çarşı sokaklarına. Ne ararsanız var burada. Hediyelik eşyalar, döviz büroları, restoranlar, giyim mağazaları vs.. Alışveriş esnasında dil sorunu yaşamazsınız. Hemen hemen bütün esnaf Türkçe konuşabiliyor. Pazarlık yapmayı unutmayın. Çarşı içerisinde görebileceğiniz eski bir han ve Sultan Murad Cami var. Sokakları dolaşırken aynı yerlere çıktığımı görünce tüm çarşıyı gezdiğimi farkettim. Devamında bit pazarı diye bilinen yere uğradım. Burada herşey çok uygun fiyatlara satılıyor ve oldukça kalabalık. Sıradaki ziyaret yerim İshak Bey Cami idi. Minaresini görebiliyordum. Yoluma buna göre devam edip pazarın bitiminden ana caddeye çıkarak kolaylıkla ulaştım. Osmanlı eserlerinden olan cami bahçesinde yine Osmanlı'dan kalma mezarlar var.

Buradan şehrin en yüksek noktasında olan Üsküp Kalesi'ne doğru yürümeye başladım. Yol üzerindeki Mustafa Paşa Cami'sini ziyaret ettikten sonra toplam 15 dakikalık bir yürüyüşle ulaştığım kale, harika bir Üsküp panoraması sunuyor. Tekrardan aşağıya doğru inerek meydana geldim.

Çok isteyip de gidemediğim Ohrid, Matka ve İştip'i görmek üzere tekrar bu topraklara ayak basma arzusuyla Makedonya Üsküp gezimi şimdilik bu kadarıyla noktalıyorum. Kaldığımız yerden devam etmek üzere...
 


Yazı ve Fotoğraflar
Onur Horzum




 

BUNLARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

© Copyright 2016 Gezi Vizyonu | Tüm Hakları Saklıdır. İzinsiz İçerik Kullanılamaz...

Lorem ipsum